Eurofertil Tüp Bebek Merkezi
Kısırlık

Endometriozis Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

9 dk okuma

Endometriozis, rahim iç tabakasını oluşturan endometrial dokunun rahim dışında; yumurtalıklar, fallop tüpleri, karın zarı ve çevre dokularda yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir kadın hastalığıdır. Normalde yalnızca rahim içinde bulunması gereken bu doku, yanlış bölgelerde yerleştiğinde adet döngüsüne benzer şekilde hormonal değişimlere yanıt verir, kanar ve zamanla iltihaplanma ile yapışıklıklara yol açabilir.

Özellikle yumurtalıklarda yerleşen endometriozis odakları “çikolata kisti” olarak adlandırılır. Bunun nedeni, kist içerisinde zamanla biriken koyu kahverengi sıvının erimiş çikolatayı andırmasıdır. Yumurtalıklarda oluşan bu kistler, yumurta kalitesini olumsuz etkileyebilirken; fallop tüplerinde ve karın içinde gelişen yapışıklıklar da tüplerin normal işleyişini bozarak gebelik oluşmasını zorlaştırabilir.

Endometriozis; şiddetli adet sancısı, kronik kasık ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve kısırlık gibi önemli sorunlara neden olabilen bir hastalıktır. Ancak belirtiler çoğu zaman “normal adet ağrısı” olarak değerlendirildiği için tanı süreci gecikebilir. Bu nedenle birçok kadın, hastalığını ancak gebelik elde etmekte zorlandığında öğrenmektedir.

Üreme çağındaki her 10 kadından 1’ini etkilediği düşünülen endometriozis, özellikle tüp bebek tedavisi gören veya infertilite problemi yaşayan kadınlarda daha sık görülmektedir. Hastalığın kesin tanısı çoğu zaman laparoskopi adı verilen kapalı cerrahi yöntem ile konulur. Göbek deliğinden yerleştirilen ince bir kamera sayesinde karın içi değerlendirilir ve endometriozis odakları doğrudan görüntülenebilir.

Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı, hem ağrı şikayetlerinin azaltılmasında hem de doğurganlığın korunmasında büyük önem taşır. Bu nedenle şiddetli adet ağrısı yaşayan veya uzun süredir gebelik elde edemeyen kadınların, endometriozis açısından değerlendirilmesi önerilir.

Peki endometriozis neden oluşur? Belirtileri nelerdir? Tedavisi mümkün müdür? İşte endometriozis hakkında merak edilenler…

Endometriozis Nedir?

Normal şartlarda yalnızca rahim içinde bulunması gereken, rahim içerisini döşeyen ‘endometrium’ denilen dokunun rahim dışı organlarda; yumurtalıklar, tüpler, karın zarı, bağırsaklar, mesane ve rahim çevresindeki bağ dokularında yerleşmesidir.

Çikolata Kisti Nedir?

Çikolata kisti, tıbbi adıyla ‘endometrioma’, rahim içini döşeyen endometrium benzeri dokuların yumurtalıklarda yerleşmesi sonucu oluşan bir kist türüdür. Bu durum, endometriozis hastalığının en sık görülen formlarından biridir.

Normalde adet döneminde rahim iç tabakası dökülerek vücuttan atılır. Ancak yumurtalıkta bulunan endometriozis odakları da her ay hormonal değişimlerden etkilenerek kanar. Bu kan dışarı atılamadığı için zamanla kist içinde birikir ve koyu kahverengi, yoğun bir sıvı halini alır. İçeriğinin erimiş çikolataya benzemesi nedeniyle halk arasında “çikolata kisti” olarak adlandırılır.

Özellikle büyük boyutlara ulaşan veya her iki yumurtalığı etkileyen çikolata kistleri, yumurtalık rezervi ve doğurganlık üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli takip büyük önem taşır.

Endometriozis En Sık Nerelerde Görülür?

Endometriozis vücudun farklı bölgelerinde görülebilse de en sık şu alanlarda ortaya çıkar:

  • Yumurtalıklar
  • Fallop tüpleri
  • Karın zarı (periton)
  • Rahim çevresindeki bağ dokuları
  • Bağırsaklar
  • Mesane
  • Vajina ve rektovajinal bölge

Daha nadir olarak göbek deliği, eski ameliyat dikiş bölgeleri, diyafram, dalak, göz, beyin ve hatta akciğer gibi farklı organlarda da görülebilir.

Vakaların yaklaşık %60-75’inde yumurtalık tutulumu bulunmaktadır.

Endometriozis Neden Olur?

Endometriozisin kesin nedeni halen tam olarak bilinmemektedir. İlk kez 1860 yılında tanımlanmış olmasına rağmen, hastalığın oluşum mekanizması bugün bile araştırılmaya devam etmektedir.

Bilim dünyasında kabul gören başlıca teoriler şunlardır:

1. Geriye Adet Kanaması (Retrograd Menstrüasyon): En yaygın teoriye göre adet kanının bir kısmı tüpler aracılığıyla karın boşluğuna geri kaçar. Bu sırada taşınan endometrial hücreler karın zarına veya yumurtalıklara yerleşerek endometriozis odakları oluşturabilir.

2. Genetik Yatkınlık:Annesinde veya kız kardeşinde endometriozis bulunan kadınlarda hastalığın görülme riski normal popülasyona göre daha yüksektir.

3. Bağışıklık Sistemi Problemleri: Normalde bağışıklık sisteminin bu hücreleri yok etmesi gerekirken, bazı kadınlarda bağışıklık sistemi yeterli yanıt veremeyebilir.

4. Hormonal ve Çevresel Faktörler: Östrojen hormonunun yüksek olması endometriozis gelişimini destekleyebilir. Ayrıca bazı çevresel toksinlerin ve kimyasalların da risk oluşturabileceği düşünülmektedir.

5. Kronik İnflamasyon: Endometriozis odakları çevresinde oluşan inflamasyon hem ağrıya hem de infertiliteye katkıda bulunabilir. 2025 ve 2026 yıllarında yayımlanan bazı çalışmalar, bağırsak mikrobiyotası ve inflamatuar süreçlerin de hastalık gelişiminde etkili olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle endometriozis artık yalnızca jinekolojik bir hastalık olarak değil, sistemik inflamatuar bir durum olarak da değerlendirilmektedir.

Endometriozis Belirtileri Nelerdir?

Endometriozis bazen hiçbir belirti vermeyebilir. Ancak en sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Şiddetli Adet Ağrısı: Günlük yaşamı etkileyecek düzeyde ağrılı adet dönemi en önemli belirtilerden biridir.
  • Kronik Kasık ve Bel Ağrısı:Uzun süren kasık, karın veya bel ağrıları görülebilir.
  • Ağrılı Cinsel İlişki: İlişki sırasında ağrı hissedilebilir.
  • Kısırlık (İnfertilite):Endometriozis, tüplerde yapışıklık ve yumurtalıklarda hasara yol açarak gebeliği zorlaştırabilir.
  • Bağırsak ve İdrar Şikayetleri:Kabızlık, şişkinlik, ağrılı dışkılama, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma gibi belirtiler görülebilir.
  • Kronik Yorgunluk ve Depresyon: Hastalığın oluşturduğu sürekli ağrı ve inflamasyon; halsizlik, dikkat dağınıklığı ve depresif ruh haline yol açabilir.

Endometriozis Tanısı Nasıl Konur?

Endometriozis, kadınlarda kronik kasık ağrısı ve kısırlığın en önemli nedenlerinden biri olmasına rağmen, tanısı çoğu zaman geciken bir hastalıktır. Birçok kadın yıllarca yaşadığı şiddetli adet sancısını “normal” kabul ettiği için teşhis süreci uzayabilmektedir. Oysa erken tanı; ağrının kontrol altına alınması, yaşam kalitesinin artırılması ve doğurganlığın korunması açısından büyük önem taşır.

Peki endometriozis tanısı nasıl konur? Çikolata kisti ultrasonda görülür mü? Hangi testler yapılır? İşte endometriozis teşhis süreci hakkında bilinmesi gerekenler…

1. Detaylı Öykü Alımı ve Belirtilerin Değerlendirilmesi (Anamnez): Doğru bir tanı sürecinin ilk ve en önemli adımı, hastanın şikayetlerini dikkatle dinlemektir. Hekiminiz, hastalığın izlerini sürmek için size şu soruları yöneltecektir:

  • Ağrılarınızın ne kadar süredir devam ettiği, tam olarak nerede hissettiğiniz ve adet döngünüzle olan bağı,
  • Cinsel birliktelik esnasında, idrara çıkarken veya dışkılama sırasında ağrı yaşayıp yaşamadığınız,
  • Geçmişte geçirdiğiniz cerrahi operasyonlar,
  • Gebe kalma güçlüğü (kısırlık) veya düşük geçmişiniz,
  • Ailenizdeki diğer kadınlarda (anne, kız kardeş vb.) endometriozis öyküsü.

Önemli Not: Özellikle her adet döneminde tekrarlayan, günlük hayatı kısıtlayan şiddetli ağrılar, endometriozis şüphesini güçlü bir şekilde akla getirmelidir.

2. Fiziksel ve Jinekolojik Muayene: Jinekolojik muayene, pelvik bölgedeki anatomik değişiklikleri anlamamıza yardımcı olur. Bu muayene sırasında şu bulgular endometriozis şüphesini artırabilir:

  • Rahmin hareketlerinin kısıtlı olması 
  • Rahim arkasında hassasiyet 
  • Ağrılı nodül veya sertlik hissedilmesi 
  • Yumurtalık bölgesinde şişlik.
  • Ancak hastalığın bazı odakları çok küçük veya derin yerleşimli olabileceği için muayene tek başına kesin tanı koydurmaz.

3. Ultrasonografi (USG) ile Görüntüleme: Vajinal ultrasonografi, endometriozis değerlendirmesinde en sık kullanılan ilk basamak ve en pratik görüntüleme yöntemlerinden biridir. Özellikle yumurtalıklarda oluşan “çikolata kistleri” ultrasonda oldukça tipik bir görüntü verir.

Ultrason sırasında:

  • Belirgin ve düzgün sınırlara sahip, kalın duvarlı yapı,
  • İç kısmının koyu kıvamlı, homojen ve ışığı geçirmeyen (ekojenik) bir sıvı ile dolu olması,
  • Yumurtalık çevresinde yapışıklıklar
  • Rahim hareketlerinde kısıtlılık

görülebilir. Bazı ileri vakalarda bağırsak veya mesane çevresindeki nodüller de görüntülenebilir.

Ancak yüzeyel endometriozis odakları her zaman ultrasonda fark edilmeyebilir. Bu nedenle normal ultrason sonucu, hastalığın kesin olmadığı anlamına gelmez.

4. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): Pelvik MR, özellikle "derin infiltratif endometriozis" olarak adlandırılan ve derin dokulara ilerleyen vakalarda hayati bir rol oynar.

MR sayesinde:

  • Hastalığın mesane, bağırsaklar veya üreter (idrar borusu) gibi çevre organlara sıçrayıp sıçramadığı milimetrik hassasiyetle belirlenir.
  • Derin pelvik yapışıklıklar.
  • Cerrahi müdahale öncesinde cerraha net bir yol haritası sunarak ameliyatın başarısını artırır.

5. Kan Testleri ve Tümör Belirteçleri (CA-125): Endometriozis varlığında, bazı proteinlerin kandaki seviyelerinde artış gözlenebilir. Bu amaçla en sık başvurulan laboratuvar tetkiki CA-125'tir.

CA-125 değeri; bazı endometriozis hastalarında yükselebilir ve hastalığın şiddetiyle ilişkili olabilir. Ayrıca tedavinin takibinde kullanılabilir. Ancak tek başına tanı koydurucu değildir. Yani CA-125 değerinin normal olması, endometriozis olmadığı anlamına gelmez. Bazı durumlarda CA 19-9 testi de ek değerlendirme amacıyla istenebilir. Bu belirteçler tek başına tanı koydurucu değil, hastalığın seyrini ve tedaviye yanıtını izlemede yardımcıdır.

6. Laparoskopi, Kesin Tanı Yöntemi: Endometriozisin kesin ve şüpheye yer bırakmayan tanısı, kapalı ameliyat yöntemi olan laparoskopi ile konur. Göbek çevresinden açılan küçük bir kesiden yerleştirilen ince bir kamera yardımıyla karın içi doğrudan gözlemlenir.

Bu işlem sırasında: Endometriozis odakları doğrudan görülür ve çikolata kistleri değerlendirilebilir. Yapşıklıkların yaygınlığı belirlenir ve gerekli durumlarda biyopsi alınabilir.

Laparoskopinin en önemli avantajlarından biri, tanı ile birlikte aynı operasyonda tedavi yapılabilmesidir. Laparoskopi esnasında endometriozis odakları temizlenebilir, yapışıklıklar açılabilir ve hatta çikolata kistleri çıkartılabilir. Bu nedenle laparoskopi hem tanısal hem tedavi edici bir yöntemdir.

Endometriozis Kimlerde Daha Sık Görülür?

Bazı kadınlarda risk daha yüksektir:

  • Ailesinde endometriozis öyküsü olanlar
  • Hiç doğum yapmamış kadınlar
  • Erken yaşta adet görenler
  • Geç menopoza girenler
  • Yoğun östrojen maruziyeti olanlar
  • Düşük vücut kitle indeksine sahip kişiler

Endometriozis Kısırlığa Neden Olur mu?

Endometriozis, üreme sistemini farklı şekillerde etkileyerek gebelik şansını azaltabilir:

  • Yumurtalık rezervini azaltabilir
  • Yumurtlama fonksiyonlarını bozabilir
  • Fallop tüplerinde tıkanıklığa yol açabilir
  • Sperm ve yumurtanın birleşmesini engelleyebilir
  • Embriyonun rahme tutunmasını zorlaştırabilir
  • Embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilir
  • Pelvik bölgede yapışıklıklara neden olabilir

Özellikle yumurtalıklarda oluşan endometrioma yani çikolata kistleri, sağlıklı yumurta dokusuna zarar vererek yumurta sayısında azalmaya neden olabilir. Bu durum zamanla yumurtalık rezervinin düşmesine yol açabilir.

Endometriozis ilerlediğinde karın içinde inflamasyona ve yara dokusu oluşumuna neden olabilir. Bu durum tüplerin çevresinde yapışıklık oluşturarak yumurtanın tüpler içerisine ulaşmasını engelleyebilir. Bazı hastalarda ise tüpler tamamen tıkanabilir. Bu tablo “tubal tıkanıklık” olarak adlandırılır ve doğal gebelik şansını ciddi şekilde azaltabilir.

Endometriozis yalnızca yumurta ve tüpleri değil, rahim iç ortamını da etkileyebilir. Hastalık odaklarından salgılanan bazı iltihabi maddeler (sitokinler ve humoral faktörler), embriyonun gelişimini ve rahim içine tutunmasını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bazı kadınlarda döllenme gerçekleşse bile gebelik sağlıklı şekilde devam etmeyebilir.

Endometriozis Olan Her Kadın Kısır mıdır?

Hayır, endometriozis tanısı alan birçok kadın doğal yollarla gebelik elde edebilir. Ancak hastalığın ileri evre olması, yumurtalık rezervinin azalması veya tüplerde ciddi hasar bulunması durumunda gebelik şansı düşebilir.

Özellikle şu durumlarda infertilite riski artabilir:

  • İleri evre endometriozis
  • Büyük çikolata kistleri
  • Her iki yumurtalığın etkilenmesi
  • Şiddetli yapışıklık varlığı
  • Uzun süredir gebelik elde edilememesi

Endometriozis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Endometriyozis tedavisi hastanın yaşına, çocuk isteğine, endometriyozisin yaygınlığına ve bulguların ciddiyetine göre değişiklik gösterir. Tedavide iki temel yaklaşım vardır:

1.Medikal (İlaç) Tedavisi:

  • Ağrı kesiciler: Adet dönemindeki şiddetli ağrıları azaltmak için antiinflamatuar ağrı kesiciler kullanılabilir. Bu ilaçlar hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz ancak semptom kontrolüne yardımcı olur.
  • Doğum kontrol hapları
  • Progesteron tedavileri
  • Hormon baskılayıcı ilaçlar: Endometriozis odakları östrojen hormonundan etkilenir. Bu nedenle hormon baskılayıcı tedaviler kullanılabilir.

Bu tedaviler adet kanamasını azaltarak veya durdurarak endometriozis odaklarının aktivitesini baskılamayı hedefler. Ancak hormon tedavileri gebelik isteyen hastalarda kalıcı çözüm sağlamaz. İlaç bırakıldığında şikayetler tekrar başlayabilir. Endometriozis tamamen yok edilebilen bir hastalık değildir. Tedavi kişiye özel planlanmalıdır.

2.Cerrahi Tedavi:

Çikolata kisti her zaman ameliyat edilmez. Çikolata kisti ameliyatı esnasında  hastanın yumurtalık rezervi azalabilmektedir. Bu nedenle gerçek anlamda ihtiyaç var ise ameliyat kararı verilebilir. Cerrahide amaç:

  • Yapışıklıkları açmak
  • Çikolata kistlerini temizlemek
  • Endometriozis odaklarını çıkarmaktır

Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervini koruyacak dikkatli cerrahi büyük önem taşır.

Endometriozis Tamamen Geçer mi?

Endometriozis kronik bir hastalıktır ve tekrar edebilir. Ancak erken tanı, düzenli takip ve doğru tedavi ile ağrı kontrol altına alınabilir böylece hastanın yaşam kalitesi ve gebelik şansı yükseltilebilir.

Endometriozis yalnızca adet sancısından ibaret değildir. Kadının fiziksel, sosyal ve psikolojik yaşamını etkileyebilen ciddi bir sağlık problemidir. Özellikle şiddetli adet ağrısı yaşayan kadınların bu durumu normal kabul etmemesi ve bir kadın hastalıkları uzmanına başvurması önemlidir.

Günümüzde gelişen tanı yöntemleri, modern cerrahi teknikler ve tüp bebek tedavileri sayesinde endometriozis hastalarında başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür.

Endometriozis ve Tüp Bebek İlişkisi

Endometriozis, infertilite ile yakından ilişkilidir. Hastalık; yumurtalık rezervini azaltabilir ve yumurta kalitesini etkileyebilir. Ayrıca embriyonun tutunmasını da zorlaştırabilir. Bazı hastalarda doğal gebelik mümkün olurken, bazı durumlarda tüp bebek tedavisi gerekebilir.

Özellikle:

  • İleri evre endometriozis
  • Düşük yumurtalık rezervi
  • Tüplerin etkilenmesi
  • Uzun süreli infertilite

durumlarında tüp bebek tedavisi önemli bir seçenek olabilir.

Güncel çalışmalar, kişiye özel tedavi planlamasının başarı oranlarını artırdığını göstermektedir.

 

İlgili Makaleler

Bugün bebek hayalinize
bir adım atın

Ön görüşme için bize WhatsApp'tan yazın ya da telefon numaranızı bırakın, biz sizi arayalım.

Hızlı iletişim
WhatsApp'tan Yazın